Kasım 2016

MONTENEGRO(karadağ)


ismini telaffuz ettiğinizde o ülkenin halkı,yaşadıkları ülkenin ismini duyunca size hiç avel avel baktı mı :)
çok garip bir duygu ulan,acaba yanlış bir şey mi söylüyorum dedirtiyor,bizim koyduğumuz isim,üstelik kültürel olarak ta çok yakınken,bu kadar mı uzak olur.
bosnadan karadağa geçerken manzara
   Ülkenin çok dağlık olmasından kaynaklı sanırım verdiğimiz isim. Bosnanın trebinje şehrinden itibaren başlayan dağ yolu,beni yeni yollar aramak durumunda bırakınca,telefonda kullandığım harita uygulamasında ülkeye giden ve yokuşu olmayan yollar aradım ve buldum,karadağın sınırına yaklaşınca kontrol noktasının olmadığını gördüm,vadi içerisinde uzanan ve iki köy arasında devam eden bir toprak yol,ülkeye kaçak girmek istemediğim için aynı yolu geri gelip,yokuşlu yolun başında uzun uzun baktım,yol ormanda kaybolup gidiyor ve dağın zirvesi bulutların içinde.
bahçelerinde çadır keyfi :)
masaldan farksız 
   müzik çaları takıp keyifli bir şarkı açtım ve tırmanmaya başladım.yolda mamedova ve ceylan ertem her gün beni hüzünlendirip neşelendirdiler. 17 km'lik yol üç saat sürdü, kontrol noktasına vardığımda bir polis arkadaş diyip durdu,bildiği tek türkçe kelime bu idi sanırım :) karadağın bosna sınırından itibaren çok az pedal çevirerek karadağın arnavutluk sınırına kadar olan keyif yolculuğum böylece başladı :) 200 km yol ve sürekli iniş daha ne olsun. bu ülke sıradan bir monotonluk ile devam etti,önce niksic varıp şehirde biraz turladıktan sonra danilovgrad varıp çadır kurmak için bir ev sahibinden izin aldım,bahçesinde çadırı kurup sohbete başladım,kültür alış veriş böyle başlıyor sanırım,meşhur yapılar ile fotoğraf çekmek arka planda.

:(
Mitrovic ailesi ile muhabbet sohbet gecenin geç saatlerine kadar devam etti,evin hanımı şimdiye kadar içtiğim en iyi türk kahvesini yaptı, o likör kahvenin olmasa olmazı :) sabah kahvaltı yaptıktan sonra o harika kahveden bir tane daha içip,başken podgorica ya doğru devam ettim. yolda bir kaç köpek ile kovalamaca oynadıktan sonra başkentte ilgi çekici bir şey bulamayıp,şehir pazarı,şehir dışındaki kaya ve dere yataklarını gezdikten sonra kale etrafında uzanan derede ördekleri izleyip,işkodra gölü kıyılarında gözleme kulelerinde etrafı seyredip iki günde geçtiğim yolu düşünüp keyfini çıkardım. plan yapmadan gitmiş olmama rağmen aklımda arnavutluk yoktu,sınır kapısı 5 km ilerde iken gitmemek olmazdı :) albüm

Bosna hersek

başlamadan önce not iliştirmek adet oldu,sebepsizce yıllarca söylenen yalanlar, evet bize yalan söylemişler,halbuki yevtuşenko gençlere yalan söylemeyin diye uyarmış.
mostar köprüsü
trebinje arslanagic köpsürü
selim ve yolda tanıştığım arkadaş
Klasik bir Bosna gezisi değil cami ve taranmış bir bina yok bu yazıda,bu konuyu emekli olup,kahvede taş dizerken konuşurum belki.(emekli olmak gibi planlarım da varmış :) )Bosna buradan gözüktüğünden çok farklı,yada bize anlatılandan.öncelikle harika bir doğası var ve tamamı ormanlarla kaplı.bisiklet ile her an insanlar ile yüz yüze ve iç içe olduğum için bir birimizi yakından tanıma fırsatımız oldu. sinir kapısından girdim polis laubali gevşek gevşek hareketler,ney seki yanımda bir paket kuru yemiş var.yerken çırpınmasını izledim.bu gelenek oldu bende sınır kapısına gitmeden önce atıştırmalık bir şeyler aldım yanıma. Çadır kuracak uygun bir yer ararken boş bir tarla buldum yanındaki evden izin almaya gittim, adam bana ne dedi, iyi bari hadi yatay im diye çadırı kurdum,içeri girdim, herif polis ile çıka geldi hayda. bu durum için bildiğim bir kaç okkalı küfür var ama etmeyim şimdi,o anda derdimi anlatacak kadar İngilizce bildiğimi fark ettim,halbuki sınavlarında hep kaldım :) sabah devriye gelecek onlardan önce gitmiş ol,deyip gitti. sabah uzaklaşırken adama el salladım :) o gün vadi içerisinde yola girdim iki gün sonra ancak bitti,dere yol ve hiç bitmeyen o güzel manzara,milici adli kasabaya kadar rahat(aratırsanız Sırp cumhuriyeti olarak çıkacak) geldim. sonrasında yaylara çıktım orada kalmak isterdim fakat inişler harika olduğu için duramadım,İnternet ten tanıştığım saraybosna da ki bisikletçi arkadaşsa ulaşmak için biraz hızlı gitmem gereken bir günde yağmur yağdı.

seçkin bisiklet ve haşerox desteği ile KOBİT forması 

 işte o gün ben ne arıyorum lan burada dedim,sabah başlayıp akşam duran ve hiç ara vermeden musluk gibi aktı gitti,çantalarım su geçirmez sanıyordum değillermiş,yağmurluk su alır mi,aldı.
şikayet ettim bulunduğum durumda,aslında böyle bir seçeneğim yok,çünkü tamamen kendi isteğim ile orada idim.
genç kampçı :)
garajı çay odasına çevirdin diye espisi yapan çek vatandaşi :)
karahindiba nefes kesen manzarayı izlerken :)
Son bir gayret ile ravna romanija köyüne vardım, aynı isimli dağa tırmanırken,garajın içerisine çadır kurmuş ve beni çağıran bir bisikletçi gördüm, saraybosna ya varıp selimde bir gece kaldıktan  sonra nereye  doğru gitmem gerektiğini konuştuk çünkü hiç bir planım yoktu. bana tribinjeye gitmem gerektiğini söyledi, iyi ki de söylemiş :) arkamda bıraktığım vadi dere ve yol, beş gün daha devam etti,çok güzel anlar ve özel insanlar ile tanıştım. üzüldüğüm ve ağlama derecesine geldiğim anlarda oldu. fakat enteresandı,Adım başı kültür değişiyor ve ben kendimi başka bir dünyada buluyordum,beni misafir eden bir ailede konyak yapımını izledim,bir ilahi grubunun solisti ile tanıştım ve oğlu ile birlikte çadırı kurduk. çantamda Gökkuşağı çizmek için taşıdığım boya kutumu ona verdim.,atalarımın hatalarında sorumlu tutuldum,gittiğim bir düğünde,oturup dertlerini dinlediğimde bir şeylerin yanlış yapıldığını anlıyorsunuz,Savaş müzelerini gezdim,taranan binalar gördüm, savaş turizminin açı gerçeği ile tanıştım. Çok sevimli bir köpeğin saldırısından iki kişi zor kurtardı. çantamı yırttı, bu olaydan bir dakika sonra deliler gibi güldüm ve bisikletimi dağların ülkesi monteneğro ya doğru sürmeye devam ettim.



kısaca

Çocukken bisiklet sürememiş,bu aşkı yıllarca içinde taşımız ilk bisikleti ile beş parasız Van da 500 km'yi 10 günde giderek yılların acısını çıkarmış,haritaya kırmızı kalem ile çizdiği Karadeniz(980 km) rotasını 2014 yılında gerçekleştirmiş,karadeniz aşığı olarak tüm karadeniz şehirleri ile birlikte toplam 30 şehiri dolaştı,sırnıstan,bosna,karadağ,
arnavutluk,
kosova,makedonya ve bulgaristan rotasını bitirdi.bisikletin yanı sıra analog siyah-beyaz fotoğraf çekmekte,dağ yürüyüşü,zirve tırmanışı,satranç,apaçi kanosuna ilgi duymakta,Yaşar Kemal ve Gabriel Garcia Marquez büyük hayranıdır. AKÜ de öğrenci,en büyük hayali bir gün bisiklet ile VAN-ANJUGRAMAN turu yapmak
karahindiba II toplama bisikletin adı TAŞINIYORUM :)

© Gökkuşağını Kovalamak Tüm hakları fadil pala ya aittir. Giriş Fadıl Pala basın